Kuran Yeterlidir ve Hepimiz Kuran’dan Hesaba Çekileceğiz

Kuran yeterlidir. Çünkü Allah, gerçek imanın şartlarını, helalleri-haramları, insanların dünyadaki ve ahiretteki yaşamlarına ilişkin pek çok konuyu, iman sahibi bir insanın nasıl bir ahlaka sahip olması gerektiğini ve bir insana hayatı boyunca yol gösterecek birçok konuyu bizlere Kuran’da detaylı olarak bildirmektedir. Allah ayrıca, Kuran vasıtasıyla bize Kendisini tanıtır, tüm kainatı yoktan var eden, alemlerden müstağni, tüm eksikliklerden münezzeh, gizlinin gizlisini gören, işiten, her şeyden haberdar olan olduğunu bize ayetlerle açıklar.

Bunun yanı sıra Kuran’da, insanların niçin ve nasıl yaratıldıkları, nasıl bir hayat sürerlerse Allah’ın rızasını kazanabilecekleri, ibadet şekilleri, güzel ahlakın tarifi, beden ve ruhça sağlıklı olmanın yolları, zor anlarda ve beklenmedik durumlarda alınması gereken önlemler, çeşitli insan karakterleri detaylı olarak açıklanmıştır. Ayrıca bilimsel gerçeklere işaret eden ayetler, günlük hayata ve toplumsal sorunlara dair bilgiler, kıyamet günü, cennet ve cehennem gibi daha pek çok konu hakkında bilgiler verilmiştir. Yani Kuran’da bir insanın yaşamının her anında gereksinim duyacağı temel bilgilerin tümü mevcuttur. Ayetlerde şu şekilde bildirilir:

Böylece Biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur. (Taha Suresi, 113)

Andolsun, bu Kuran’da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)

Andolsun, bu Kuran’da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk… (Kehf Suresi, 54)

Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım. (Furkan Suresi, 33)

Kuran’ın yeterliliğine inanmak, bidatları, hurafeleri yok eder

Kuran’ı yeterli görmeyen insanlar, Allah’ı hakkıyla takdir edemez ve Allah’ın emrettiği güzel ahlakı tanımazlar. Bu nedenle de herkesin din adına farklı uygulamaları, kuralları ve birbiriyle benzeşmeyen doğru ve yanlışları olur. Oysa gerçek dinin öğrenilebileceği ana kaynak Kuran’dır.

Kuran, her insanın anlayabileceği, sade ve anlaşılır bir üsluba ve eşsiz hikmete sahiptir. Ancak buna rağmen Allah’a ve dine karşı samimiyetsiz, hatta düşmanca bir tutum içerisinde olan bazı insanlar Kuran’a ön yargıyla yaklaşır, kendi bozuk mantık örgüleri nedeniyle ayetleri çarpık yorumlarlar. Kimileri de dini kasten zor göstermek için pek çok batıl inanç, bidat ve hurafe türetirler. Kuran’ı bilen ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatını tanıyan iman sahibi insanlar ise, bunların birer hurafe olduğunu anlar ve hiçbirine itibar etmezler. Ancak Allah’ı ve Kuran’ı tanımayanlar, cahillikleri nedeniyle bu hurafelerin etkisinde kalır, temeli Kuran’a dayanmayan bu batıl dini, gerçek din zannetme yanılgısına düşerler. Kuran’ı ve hadisleri okumadıkları için de Allah’ın seçip beğendiği dinin güzelliklerini göremezler.

Bu hatalı yolu izleyen kişilerin büyük çoğunluğu, Allah’ın tüm insanlara bir hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran’da yazılı olanları merak dahi etmezler. Dinle ilgili merak ettikleri konuları öğrenmek istediklerinde, Allah’ın kıyamete kadar geçerli kıldığı, doğruluğunda şüphe olmayan Kuran dışındaki pek çok yanlış kaynağa başvurur, ancak Kuran’ı okumazlar. Bu durum, Kuran’da, “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar” (Furkan Suresi, 30) ayetiyle ifade edilmektedir. Oysa dinin kaynağı, Kuran ayetleri ve Kuran’da emredilenleri en güzel şekliyle uygulayan Peygamber Efendimiz (sav)in tavırları ve uygulamalarıdır. Allah Kuran’ı, insanların okuyup anlamaları, içinde yazılanları öğrenmeleri, tüm kainatı yoktan var eden Rabbimiz’i tanımaları, O’na nasıl kulluk edeceklerini bilip, sakınmaları için göndermiştir. Türlü örnek ve kıssalarla ayetlerini birer birer ve çeşitli biçimlerde açıklamıştır. Allah’ın “Biz Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık…” (Enam Suresi, 38) ayetiyle de bildirdiği gibi Kuran eksiksizdir. Gerek dünya hayatı, gerekse ölümden sonraki hayat ile ilgili pek çok detay, Kuran’da en hikmetli şekilde açıklanmıştır. Allah, “Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?” (Enbiya Suresi, 10) ayetiyle de bizlere bu gerçeği bildirmektedir.

Allah’ın Kuran’da tarif ettiği Müslümanlık anlayışında insanın kendisine yalnızca Allah’ı Rab edinmesi ve O’ndan başka bir yol gösterici edinmemesi, yaşamının her evresinde Allah’ın gösterdiği ve hoşnut olacağı şekilde yaşaması esastır. İşte böylesine bir iman ve ahlak anlayışında insan içinde yaşadığı toplumun din adına türettiği çarpık ve batıl inançların, atalarından öğrendiği dini bilgilerin körü körüne peşinden gitmez. Yani hem Kuran’ın Allah katından hak bir kitap olduğunu kabul edip, hem de “atalarından” kalma Kuran dışı yaşam felsefesine uymaz. Tek ölçü ve yol olarak yalnızca Kuran’ı ve Peygamberimiz(sav)in Kuran’da bildirilen yaşam şeklini benimser, tüm düşüncelerini Kuran ile değerlendirir. Kuran’ın tüm hükümlerine itina ile uyarlar. Üstelik kişi hangi kültür, bilgi, tecrübe, görgü seviyesinde olursa olsun başvuracağı tek kaynak Kuran olur. Nitekim Allah Zümer Suresi, 36. ayetinde; “Allah, kuluna yeterli değil mi?” demektedir. Dolayısıyla insan ancak Kuran’ı tek ölçü olarak aldığı, Allah’ın buyruklarını titizlikle yerine getirdiği, her an O’nun rızasını kazanacak salih amellerde bulunduğu takdirde Allah katından güzel bir karşılık bulabilir.

Bir Cevap Yazın