Kuran’daki Önemli Sır; “Allah’tan Ancak Alim Olanlar ‘İçleri Titreyerek Korkar'”

Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan korkup sakının. (Teğabun Suresi, 16)

Allah’tan gücümüzün yettiğince nasıl korkabiliriz? Allah korkumuzu arttırmak için neler yapabiliriz? Diye düşünüyorsanız, Kuran’da bu sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Allah, Fatır Suresi’nin 28. Ayetinde “Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek korkar’…” diye bildirerek bize bu çok önemli bir sırrı haber vermiştir.

Allah hem kendi bedenimizde hem de çevremizde milyarlarca detay Yaratıyor. Bu detaylardan sadece biri bile insanın iman etmesine ve Allah’tan korkmasına yeter. Ancak görüdüklerimiz üzerinde derin bilgiye sahip oldukça Allah korkumuz daha da artar. Allah korkumuzu en üst seviyeye çıkartabilmemiz için ilim öğrenmemiz çok önemlidir. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeifinde buyuruyor ki; “İlim öğrenmek kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır.” Çünkü güç yetirebildiğimiz kadar Allah’tan korkup-sakınmak farzdır.

Başka bir hadiste Peygamberimiz(sav) ilime, nerde olursa olsun, çok uzakta bile görünse ulaşmamız gerektiğini “İlim Çin’de de olsa gidin ve onu alın” diyerek vurgulamıştır.

Derin Düşünmek

Allah’ın Yarattığı muhteşem sistemleri derinlemesine bilen insan, Allah’ın gücünü görüp korkusunu arttırabilir. İnsanların kendi bedeninde olan milyonlarca işlemin daha çok azı sadece o alanda çalışan bilim adamları tarafından bilinirken, insan kendi bedenindeki hemen hemen hiçbir hücresel sistemi bilmez. Hiçbir hücresine komut veremez. Vücudunda hiçbir reaksiyon gerçekleştirmeye gücü yetmez. Ama Allah yaklaşık 100 trilyon hücremizin hepsine her an kesintisiz olarak emir verir ve milyarlarca işlem gerçekleştirir. Siz yatağınızda uyuyorken Allah’ın kontrolünde olan ve kesintisiz emir alan hücreler sayesinden nefes alırsınız, kalbiniz atar ve bütün vcudunuza kan pompalanır.

İşte Allah korkusu az olan insanlar, bu bilgilerden habersiz oldukları için gafil bir hayat sürebilirler. Sanki zaten herşey böyle olması gerekiyormuş gibi bir inançları vardır. Ama detaylı bilgi sahibi olan insanlar. Bunun gibi milyonlarca sistemin ne kadar muhteşem bir Yaratılışa sahip olduğunu ve herşeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu bilirler. İşte alim ve alim omayan arasındaki en belirgin fark budur. Peygamberimiz(sav) bu durumu şöyle vurgular:

              Cahiller arasında ilme talip olan, ölüler arasında diri gibidir.

İlim sahibi olmakla ilgili çok önemli bir konu daha vardır. Bir insan tıp alanında uzman olabilir, canlıların iç sistemlerindeki muhteşem yapıları çok iyi bilebilir, hatta bu sistemlere çok hayranlıkta duyabilir. Ama bu bilgileri Allah’ı bilen biri olarak değerlendirmiyorsa, ilmi kendine fayda vermez. Peygamberimiz(sav)ında bildirdiği gibi:

              İlimlerin en faziletlisi “İman ilmidir.” Allah’ı bilen ve tanıyan birinin ameli bu ilimle ona fayda verir. İmandan ve Allah’tan gafil bir âminin çok ameli kendisine fayda vermez.

Bütün kardeşlerime ilimlerini arttırmalarını ve birbirlerine bildiklerini arttırmalarını tavsiye ediyorum.  Peygambeimiz (sav)’ın da buyurduğu gibi;

             Sadakanın en hayırlısı bir kimsenin öğrendiği bir ilmi meseleyi bir başkasına öğretmesidir.

             Ya öğrenen ol veya öğreten ol veya onları seven ol; dördüncüsü olma helak olursun.

Çünkü insanların cehaletten kurtulması ve Allah’ı hakkıyla takdir edebilmek için ilim sahibi olmaları çok önemlidir.

Bir Cevap Yazın