Müstağniyet Hastalığı

‘Müstağni’ kelimesi Kuran’da ‘hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan’ kişiler için kullanılır.

“Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden.” (Alak Suresi, 6-7)

Allah Kuran’da, ayette geçen müstağniyet tehlikesine dikkat çekmiştir. İnsan, kendini kötülüğe sürüklemeye çalışan nefsiyle birlikte yaratılmıştır. Allah’ın gösterdiği yolu izleyen kişi için nefsi kötülüklerden arındırıp temizlemek son derece kolaydır. Ancak kimi insanlar bu uğurda hiçbir çaba harcamazlar. Kendilerini oldukları haliyle iyi ve yeterli görür, daha mükemmel bir ahlaka ulaşmak için içlerinde ciddi bir istek ve ihtiyaç hissetmezler. Bu da bu insanlarda Allah’ın Kuran’da yasakladığı “müstağniyet” hissinin gelişmesine neden olur.

Müslümanın özellikleri nelerdir?

Müslüman, yumuşak huylu, şefkatli, akılcı bir şekilde insanları güzel dinimize davet eden, görünümü ve konuşmalarıyla karşı tarafın içine ferahlık veren halim, selim vasıflarını taşır.

Kaba değildir, gaddar değildir, sabt fikirli değildir, herşeyin en iyisini ben bilirim demez, insanlara üst perdeden bakmaz, insanlara fayda getirmeye çalışan, onlara Allah’ı hatırlatan ve sevdiren çok güzel özellikleri vardır.

Ama bazı Müslümanların kapıldığı müstağniyet hastalığı bu güzel özellikleri perdeler. Bu kişiler öncelikle kendileri hariç herkesi  eleştirirler, her şeyin en iyisini kendilerinin bildiğini düşündükleri için oldukça sert bir üslupları olur. Yapıcı değillerdir, onlardan olumlu cümleler duyamazsınız. Kendileri hiçbir şey yapmadıkları halde, oturdukları yerden başkalarını eleştirirler. Herkese hata arama gözüyle bakarlar. Kuran’da geçen kardeşlik ruhu ve Müslümanların birbirlerine veli olması özelliğini taşımazlar. İşte bu özelliklerinden dolayıda İslam’a kalbi ısınacak birinin İslam’dan çekinmesine yol açarlar.

İslam ahlakına göre bu çok hatalı bir davranıştır. İslam’ın anlamı, barış, güvenlik, huzur ve insanın rahat edeceği herşey demektir. Allah dinimizi barış dini olarak Yaratmış ve kolay kılmıştır.

Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 208)

Kuran’da geçen yasaklar yani haramlar çok azdır. Allah, büyük günahlardan kaçınan insanların diğer kusurlarını örteceğini bildirmiştir:

Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi ‘onurlu-üstün’ bir makama sokarız. (Nisa Suresi, 31)

Allah inananlara sürekli kolaylıklar sunar. Yani bu insanların  dinimizi size yanlış tanıtmasına ve sizi dinimizden soğutmasına izin vermeyin. Dinimizde kesinlikle baskıya yer yoktur:

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.  Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. (Bakara Suresi, 256)

Kuran’ın tamamında sevgi, barış ve kardeşlik mesajları hakimdir. Allah bize güzel bir hayat yaşamamız için Kuran’ı indirmiştir ve Kuran sürekli olarak güzelliği, rahatı, huzuru tavsiye eder. Allah’ta Kendisi’nin Müslümanların velisi  ve yardımcısı olduğunu bildirir:

Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır… (Bakara Suresi 257)

 Allah hep güzelliği, güzel ahlakı tavsiye eder. Ayette, “güzellik yapana daha güzeli ve fazlası vardır” diye bilidirilir.

Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 26)

Ya da “güzel bir söz güzel bir ağaç gibidir”, ayetiyle güzel sözlü olmak tavsiye edilir:

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. (İbrahim Suresi 24-25)

Allah başka ayetlerde de Müslümanların kardeş olduğunu ve iyi geçinmeleri gerektiğini bildirir. Müslümanların başka Müslümanlarla alay etmesine izin verilmez:

Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)

Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi ‘olmadık-kötü lakablarla’ çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 11)

Allah bize verdiği nimetlere şükretmemizi, dünyada da ahirette de güzel bir hayat yaşamamızı ister. Tüm bu aytelere baktığımızda, Müslüman olmak beraberinde müstağniyeti değil, tevazuyu, güzel ahlakı, ve diğer Müslümanlarla kardeşliği getirmelidir. Diğer dinlerden olan insanlara da yukarıdan bakmak, gaddar ve sert bir ruh hali içinde olmak Müslümanca bir tavır değildir. Allah kullarına karşı sonsuz şefkatli ve yumuşak olandır.

…Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır. (Al-I İmran, 155)

Allah bu konuda bize, Hz. İbrahim (as)’ı da örnek vermiştir:

Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah’a) yönelen biriydi. (Hud Suresi, 75)

Peygamberlerin ahlakları tüm Müslümanlara örnektir. Müstağniyet hastalığına kapılan insanlarında bir an önce kendilerine Peygamberlerin ahlaklarını örnek alıp bu tavırlarından vazgeçmeleri gerekiyor. Çünkü hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ‘müstağni’ olan yalnızca Allah’tır. İnsanlar ve diğer tüm canlılar da Allah’ın yarattığı ve her an O’nun dilemesiyle yaşamlarını sürdüren aciz, ihtiyaç içinde olan varlıklardır.

 

Bir Cevap Yazın