Ölümü, Dostunu Karşıladığın Gibi Karşılamak

Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki; “Cesur mü’min ölüm gelince, sevdiği dostunu karşıladığı gibi karşılar.”

Allah’ın insanların ölüm anında ruhlarını teslim almakla görevlendirdiği Azrail(as) Müslüman’ın en yakın dostlarından biridir. Hem Allah’ın Yarattığı Yüce Meleklerden biri olduğu hem de Müslümanın en çok istediği şeylerden biri olan Allah’a kavuşmasına vesile olduğu için. Allah bir ayette ölüm meleğinden şu şekilde bahseder:

“De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.” (Secde Suresi, 11)

Peygamberimiz (sav) Müslümanın ölüme bakış açısıyla ilgili diyor ki;

“…Mü’min, Allah’a kavuşmanın ölüm ile elde edildiğini bilir. Allah’a kavuşma arzusu olan mü’min ölüme muhabbet eder. Ölüm vasıtası ile seven sevdiğini bulur…”

“İnanan insan ölümle kederlenir zannetmeyiniz, onun için ölüm bir evden diğerine taşınmaktır.”

 “Ölümü hiçlik ve yokoluş zannetmeyiniz. Ölüm bedenden soyunup sonsuzluğu bulmaktır.”

Mevlana Hazretleride der ki; “Ölüm, yaradılmışın Yaradan’a kavuşmasıdır, Şebi aruz’dur.” ve “Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.”

İşte samimi Müslümanların Azrail(as)’a ve ölüme  bakış açıları bu şekildedir. Ölüm Allah’ın özel olarak her canlı için Yarattığı çok hikmetli bir olaydır. Bu hikmetli olay dünyadaki eğitimin bir parçası olan imtihan ortamının sırrını içerir. İnsan bu dünyada başına gelen sayısız olaylarla sınanır ve bu imtihandaki başarısı oranında ebedi hayatında ceza veya mükafata kavuşur. Müslümanın ölümden çekinmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Çünkü Peygamberimiz(sav)’ında bildirdiği gibi;

“Ölümün kendisine hayırlı olmayan bir mü’min yoktur. Mü’minler ister takva sahibi, isterse günahkar olsun, ölüm mutlaka ona hayırlıdır.”

“Ölüm mü’minin canına hediye, ona verilen nimetlerin en büyüğü, ruhuna ulaşan güzel kokudur.”

“Ölüm mü’minin rahatıdır, sevincidir, ganimetidir.”

Ölümün Yaratılması yine Yüce Rabbimizin kullarına olan merhametindendir. İnsanın mutlaka öleceğini bilmesi, dünyadaki imtahanını da kolay vermesini, Dünyanın geçiciliğini anlamasını sağlar. Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki;

“Ölümü düşününüz,ölümü düşünmek; nefsi temizler, kâlbi uyandırır…”

“Halkın en çok akıllı olanı ölümü en çok düşünendir, hazırlığını tamamlayandır, şeref ve itibarıyla gidendir.”

Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleride şu şekilde söylemiştir: Ölümü düşünmeme, kalbin paslı olmasından ileri gelir; ölüm korkusu da yakinin azlığından.”  Eğer ölüm çok düşünülürse paslı olan kalpler açılır, Allah’a daha çok yakınlaşılır ve ölümün korkulacak bir olay olmadığı anlaşılır, inşaAllah.

Hiç kimse ölüm zamanını yani dünyadaki imtihanının ne zaman son bulacağını bilemez. Ölüm, Kuran’da bizlere bildirildiği gibi “süresi belirtilmişbir yazıdır”. (Al-i İmran Suresi, 145) Bu süre bazen uzun, bazen de kısadır. Aslında en uzun olarak tanımladığımız süre bile nadiren 70 ya da 80 senenin üzerine çıkabilir.

Bu nedenle, uzun yaşama hesapları yapmak yerine insan, ölümü düşünmeli, Allah’a karşı sorumlu olduğunu ve hesap gününde bütün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek, Kuran’ın ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin rehberliğinde ve onun gösterdiği yola uygun olarak yaşamalıdır. “Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Biz’e döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, 35)

Allah’a döneceğini bildiği halde, sonsuz hayatı için bir hazırlık yapmaması, bunun için kendisine tanınan bu tek ve son fırsatı kaçırması ve ebediyen cennetten mahrum kalması kendisi için gerçekten de çok acı bir durum olur.

Ölüm vukuu kesin, varlığı tartışılmaz bir gerçektir. “Sizin tümünüzün dönüşü O’nadır. Allah’ın va’di bir gerçektir.” (Yunus Suresi, 4), “Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra Biz’e döndürüleceksiniz.” (Ankebut Suresi, 57) Öyleyse bu gerçeğin dünyadaki herşeyden daha önemli olduğunu iyi anlamak gerekir. İnsanın, hayatında karşısına çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığı gibi, hatta daha da fazla, ölüm ve sonrası için benzeri bir hazırlık yapması en mantıklı hareket olacaktır. Hz. Osman (ra.)’ın Ölüme, kudretinizin yettiği en hayırlı amellerle hazırlanın.” sözü Müslümanın ölüme nasıl bir hazırlık yapması gerektiğini açıklar.

Her insan ölümden sonra karşılaşacağı olaylarla da tek başına muhatap olacaktır. İmam Rabbani Hazretleri der ki; Ölmek, felaket değildir. Öldükten sonra, başına gelecekleri bilmemek felakettir.”  Bu nedenle Allah’tan uzak yaşayan insanlar için ölüm en büyük kabustur.

Ebedi kurtuluşu isteyen insanlara, Allah Kuran’da şöyle emreder:

Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah’ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)

Başka bir ayette ebedi kurtuluşa kavuşacak olan insanların ruhunuda meleklerin şöyle aldığı bildirilir:

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Nahl Suresi, 32)

1 Yorum Var  “Ölümü, Dostunu Karşıladığın Gibi Karşılamak”
  • Javier

    Duzdur ki islamda telaq var amma islam pilsosogiyaxi bosanmaq isdeyen sexslere son ana qeder gozel meslehetler verir ki onlar ayrilmasinlar cunki bu qanunun islamda olmasina baxmaya Allahtalanin telaqdan xoslanmadigi da islamda var axi biz niye onu nezere olmiriq ki islam bize evlenmey ucun qarsi terefi tanimaq ucun azadliq vermis ve iki terefin biri biri ile gorusub sohbet etmesine cercive daxolinde icazeni ele ona gore vermisdir ki sonra bele bosanma meseleri ortaya cixmasin İnseallah muselman baci ve qardaslarimiz evlemmezden evvel qarsi terefi gozel taniyandan sonra evlenerler ta islam aleminde bosanmalar olmain

Bir Cevap Yazın