Beyza bayraktar

Kuran’daki Önemli Sır; “Allah’tan Ancak Alim Olanlar ‘İçleri Titreyerek Korkar'”

Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan korkup sakının. (Teğabun Suresi, 16)

Allah’tan gücümüzün yettiğince nasıl korkabiliriz? Allah korkumuzu arttırmak için neler yapabiliriz? Diye düşünüyorsanız, Kuran’da bu sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Allah, Fatır Suresi’nin 28. Ayetinde “Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek korkar’…” diye bildirerek bize bu çok önemli bir sırrı haber vermiştir.

(daha&helliip;)

Laiklik, Eski Yunan veya Romalılar’dan değil, Hak Dinlerden Öğrenilmiş Bir Yönetim Şeklidir

Rabbimiz tüm hak dinlerde aslında aynı emir ve yasakları bildirmiş ve Hz. İbrahim (a.s.)’dan bu yana iman edenlerin tümünü Müslümanlar olarak adlandırmıştır. Dolayısı ile tüm hak dinler içinde tahrif olmadan günümüze kadar ulaşmış olan İslam dini laikliğin de temelidir.

“Allah adına gerektiği gibi gayret edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur’an’da) da sizi “Müslümanlar” olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın, sizin Mevlanız O’dur. İşte, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcı.”  (Hac Suresi, 78)

(daha&helliip;)

Müstağniyet Hastalığı

‘Müstağni’ kelimesi Kuran’da ‘hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan’ kişiler için kullanılır.

“Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden.” (Alak Suresi, 6-7)

Allah Kuran’da, ayette geçen müstağniyet tehlikesine dikkat çekmiştir. İnsan, kendini kötülüğe sürüklemeye çalışan nefsiyle birlikte yaratılmıştır. Allah’ın gösterdiği yolu izleyen kişi için nefsi kötülüklerden arındırıp temizlemek son derece kolaydır. Ancak kimi insanlar bu uğurda hiçbir çaba harcamazlar. Kendilerini oldukları haliyle iyi ve yeterli görür, daha mükemmel bir ahlaka ulaşmak için içlerinde ciddi bir istek ve ihtiyaç hissetmezler. Bu da bu insanlarda Allah’ın Kuran’da yasakladığı “müstağniyet” hissinin gelişmesine neden olur.

(daha&helliip;)

Allah’ı Kuran ile Tanımak

Sizi kim yarattı? Size bu bedeni, gözlerinizin rengini, saçlarınızın rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu, burnunuzun şeklini kim belirledi? Sizinle birlikte diğer insanları, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında yaşayan tüm canlıları kim yarattı? Uzayın derinliklerindeki gezegenlerin, Güneş’in ve yıldızların düzenini kim belirledi?

Siz bütün bu sorulara tek bir cevapla karşılık verirsiniz: “Allah”. Sizin gibi diğer insanlara da bu sorular sorulduğunda, onlar da “Allah” diye cevap verirler. Nitekim Allah Kuran’da insanların kendi ağızlarıyla bu gerçeği ikrar edeceklerini şöyle bildirmiştir:

(daha&helliip;)

Üzerinizdeki Olumsuz Halden Nasıl Kurtulursunuz?

Allah, Kendisi’ne samimi bir kalple iman eden kimselere Katından bir güzellik, sevimlilik ve nur verir. Bu insanlar varlıklarıyla girdikleri her ortama güzellik ve esenlik getirirler. Yüzlerine bakmak, seslerini duymak, Allah’a olan derin imanlarını hissettiren samimi konuşmalarına ve tavırlarına şahit olmak çevrelerindeki insanlar için birer nimet olur. Kuran’da samimi müminlerin bu özelliklerine ve bunu ifade eden, yüzlerindeki ‘secde izi’ne şöyle dikkat çekilmektedir:

(daha&helliip;)

Darwinizm’i Savunan Her Türk, Kendi Milletini Yok Etmek İsteyen Bir Dünya Görüşüne Hizmet Etmiş Olacaktır

Charles Darwin’in ikinci kitabı İnsanın Türeyişi (The Descent of Man)’nda, “insanın evrimi” konusundaki bilim dışı iddialarını ve ırkçı teorilerini dile getirmiştir. Yine benzer düşüncelerini en iyi yansıtan kaynak ise, ölümünden altı yıl sonra oğlu Francis Darwin tarafından yayınlanan Life and Letters of Charles Darwin (Charles Darwin’in Hayatı ve Mektupları) adlı kitaptır. Bu kitapta Darwin’in çok sayıda mektubu vardır ve bu mektuplarda Darwin’in karanlık dünyası açıkça gözler önüne serilmektedir.

(daha&helliip;)

Yaşadığımız Dünya, Hayal mi, Gerçek mi?

Beş duyumuz olmasaydı, yaşadığmız dünyayı algılayamazdık. Biz gözümüzün gördüğü, elimizin dokunduğu, burnumuzun kokladığı, dilimizin tattığı, kulağımızın duyduğu bir dünyayı tanırız. Ancak bugün bilim bize şunu söyler; “algılarımız yalnızca elektrik sinyallerinin beynimizde yarattığı etkilerdir.” Buna göre dış dünyadaki insanların, renklerin, sahip olduğumuz herşeyin yalnızca beynimize ulaşan kopyaları ile muhatap oluruz.

(daha&helliip;)

Tüm insanların dine ihtiyacı vardır. Din Allah Katı’nda İslam’dır.

Bize bir “hiçken” can veren, yaşatan, yediren, içiren, sağlık veren Yaratıcımız olan Allah’ın emirlerini, hoşnut olacağı şeyleri öğrenmek, iman eden bir insanın ilk görevi olmalıdır. Daha sonra da tüm hayatımızı zevkle Allah’ın emirlerine uyarak ve O’nu hoşnutluğunu arayarak geçirmeliyiz.  Bunu nasıl yapacağımızı bize gösteren ise dindir. Allah Kuran’da dine uyan insanların doğru bir yol üzerinde olacaklarını, diğerlerinin ise sapıklık içine düşeceklerini haber vermiştir:

(daha&helliip;)

Müslüman, Allah’ın ve Dinin Aleyhinde Konuşulan Ortamı Terk Etmelidir

Müslümanların bulunduğu ortamlar Allah’ın çok anıldığı ve dinden asla taviz verilmeyen ortamlardır. Her zaman olumlu, her zaman yapıcı ve huzur veren konuşmalar yapılır. Çünkü her müslüman, bulunduğu ortamda, Allah’ın ve O’nun dininin temsilcisidir. Bunun bilincinde olan müslümanlara, Allah’ın ve dinin aleyhine konuşulan ortamlarda bulunmaları yakışmaz. Hemen o ortamı terketmek Allah’ın ermine uygun bir davranış olacakdır. Allah bize Kuran’da şu şekilde bildirmiştir;

(daha&helliip;)

Evrimcilerin “Uzaydan Geldik” Masalı

Bugün canlılığın evrim teorisinin iddia ettiği gibi bir “tesadüf ürünü” olamayacağı, matematiksel hesaplar, bilimsel deneylerle, gözlemlerle ve yeryüzü katmalanlarından çıkan 450 milyon fosil ile ispatlandı. Yüz milyonlarca yıldır canlılık hiç değişmemişti. Yani evrim yoktu.

(daha&helliip;)

Önceki Yazılarım →
← Daha sonra yeni bir yazı yazmadım