Tüm insanların dine ihtiyacı vardır. Din Allah Katı’nda İslam’dır.

Bize bir “hiçken” can veren, yaşatan, yediren, içiren, sağlık veren Yaratıcımız olan Allah’ın emirlerini, hoşnut olacağı şeyleri öğrenmek, iman eden bir insanın ilk görevi olmalıdır. Daha sonra da tüm hayatımızı zevkle Allah’ın emirlerine uyarak ve O’nu hoşnutluğunu arayarak geçirmeliyiz.  Bunu nasıl yapacağımızı bize gösteren ise dindir. Allah Kuran’da dine uyan insanların doğru bir yol üzerinde olacaklarını, diğerlerinin ise sapıklık içine düşeceklerini haber vermiştir:

Allah, kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah’ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler. (Zümer Suresi, 22)

Dinsiz bir toplum

Dinsiz toplumlarda insanlar her tülü ahlaksızlığa açıktır. İnsanları, hatta kendi canlarınıda acıtan davranışları göstermekten çekinmez. Dindar bir insan ahirette hesabını vereceğini bildiği için kesinlikle rüşvet almaz, kumar oynamaz, kıskançlık yapmaz, yalan söylemez, birinin canına kastedemez. Ama dinsiz bir insan bunların hepsini yapmaya açıktır. Allah korkusu olmayan ve ahirette hesap vereceğine inanmayan bir insan, ortam veya şartlar değiştiğinde bunlardan herhangi birini kolaylıkla yapabilir.

Dinden uzak bir insan “dinsizim ama, affediciyim, intikam veya kin hissi duymam” diyebilir. Ama bir gün öyle bir olay olur ki çileden çıkar ve en umulmayacak tavrı gösterir. Bir insanı öldürmeye, yaralamaya kalkar. Çünkü üzerinde taşıdığı ahlak, ortamlara, koşullara, yaşanılan yere göre değişen bir ahlaktır.

Dinsiz toplumda aileye yer yoktur

Aileyi oluşturan sadakat, vefa, bağlılık, sevgi ve saygı gibi değerlere dinsiz toplumlarda yer yoktur. Oysa ki aile, toplumun temelidir ve eğer aile çökerse toplum da çöker. Dolayısıyla devlet ve millet olmanın bir anlamı kalmaz, çünkü devleti ve milleti oluşturan tüm manevi değerler yıkılmış olur.

Kimseye sevgi, saygı, merhamet gösterilmez

Dinsiz toplumlarda kimsenin kimseye saygı, sevgi ve merhamet duyguları duyması için bir neden kalmaz. Çünkü Allah’ı sevmeyen bir insan kimseyi sevemez. Böyle bir toplumda zenginler fakirlere, fakirler zenginlere kinlenir, sakat veya muhtaç olanlara karşı kızgınlık oluşur. Irkçı ve saldırgan olunur, işçiler patronlarına patronlar işçilerine, baba oğula, oğul babaya karşı saldırganlaşır. Yaşlılara, sakatlara hemen ölmesi ve kurtulunması gereken insanlar gözüyle bakılır.

Cinayetlerin nedeni dinsizliktir

Sürekli kan dökülmesinin, bazı ülkelerdeki sürekli gündeme gelen cinayet haberlerinin nedeni dinsizliktir. Bu haberlerde her gün gözünü kırpmadan ve çok sıradan sebeplerle birbirlerini öldüren kişilerin haberleri verilir.

Oysa ahirette hesabını vereceğini bilen bir insan, başka birinin canını alamaz. Allah’ın emirleri çok açıktır:

Düzene konulması (ıslah)ndan sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O’na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (Araf Suresi, 56)

Dinsizliğin getirdiği intiharlar

İntihar eden aslında cinayet işlemiş olur. İman eden bir insan ancak Allah rızası için yaşar ve Allah’ın kendisine dünyada verdiği her türlü zorluk ve sıkıntı karşısında sabreder. Ve bu sabrın karşılığını hem dünyada, hem de ahirette kat kat fazlasıyla alacağını unutmaz. Ve asla ne kendi canına ne de başkasının canına kıyamaz.

… Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)

Hırsızlığın nedeni

Dinsiz toplumlarda hırsızlık da çok yaygın olur. Hırsızlık yapan kişi eşyasını çaldığı kişiye nasıl bir sıkıntı verdiğini düşünmez. Karşısındaki kişinin on yıllık emeğini bir anda alıp gider, o kişinin ne kadar mağdur olacağını hiç hesaplamaz. Hırsızlık yapan kişi bu durumdan vicdan azabı çekmiyorsa, vicdanı körelmiş ve her türlü ahlaksızlığa açık hale gelmiş demektir.

 

Dindar bir toplum

Kuran ahlakı, güzel ahlakın derin, maneviyatlı, huzur ve güven dolu ortamını meydana getirir. Devlete ve millete büyük zararlar veren anarşi belası kesinlikle son bulur. Çünkü insanlar Allah’tan korkar, itaatsizlikten, bozgunculuktan şiddetle kaçınırlar. Ayrıca manevi değerlere sahip kişiler devlete ve millete sahip çıkarlar ve bu değerler için her türlü fedakarlığı yapmaktan çekinmezler. Bu ahlaktaki insanlar daima ülkenin refahı ve huzuru için çalışırlar.

İslam ahlakında dayanışma, birlik ve beraberlik çok önemlidir. Her insan kendinden önce diğer insanların rahatını ve çıkarını düşünmelidir. Kuran’da müminlerin bu ahlakı şöyle bildirilmektedir:

Kendilerinden önce o yurdu (Medine’yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin ‘cimri ve bencil tutkularından’ korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)

Allah korkusu ile hareket edilen böyle bir ortamda herkes toplumun refahı için çalışır, israf yapılmaz, dayanışma, işbirliği ve karşılıklı birbirinin menfaatini gözetme olur ve bu sayede de refah seviyesi yüksek, zengin bir toplum oluşur.

Kargaşa hali, isyankar tavırlar tamamen ortadan kalkar. Herkes tevekküllü davranır ve her soruna akılcı çözümler getirilir, her olay sükunetle halledilir. Daima huzur ortamı içinde olan bir hayat sürdürülür. Neşe, samimiyet, sevgi, candanlık, dostluk ve kardeşlik içinde yaşanır.

Allah dindar insanların üstün ahlakını ayetleriyle haber vermiştir:

Onlar Allah’ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü (misakı) bozmazlar. Ve onlar Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar. Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Suresi, 20-22)

Türk İslam Birliği kurulduğunda, tüm dünyada hakim olacak olan Kuran’ın bize emrettiği güzel ahlaktır. Hepimiz Türk İslam Birliği’nin bir an önce kurulması için çalışalım ve dua edelim inşaAllah.

Bir Cevap Yazın